ENOANT Ukrayna ‘nın Kırım Bölgesinde yetişen Cabernet Sauvignon Cinsi siyah üzümlerin sapı,kabuğu ve çekirdeğinden elde edilen konsantre bir gıda takviyesidir. Üzümün antioksidan ve antiagaing özelliği nedeniyle çok çeşitli kullanım alanı vardır. Araştırmacılar Fransızların çok yağlı beslenmelerine karşın Kalp-Damar rahatsızlıklarının en az görüldüğü ülkedir ikileminden yola çıkarak kırmızı şaraba ve Resveratrol’e ulaşmışlardır. ENOANT alkol içermemesi nedeniyle çocukların, hastaların, yaşlıların ve şarap içmeyenlerin kullanabileceği bir üründür.
ENOANT Üzümün kabuğunda bulunan Resveratrolü yoğun olarak içermektedir.(23 Microgram/Ml) Resveratrolün Antikanserojen, Antioksidan, Antiviral, Antimikrobiyal, kolesterol düşürücü özellikleri bulunmaktadır. Resveratrol siyah üzümün soğuk hava koşulları, mantar enfeksiyonları gibi etkenlere bağlı olarak kendini korumak için ürettiği bir maddedir.
Üzümün çekirdeğinde bulunan diğer bir madde olan Quersetin kan yapım mekanizmasında yeri olan eritropoetin üretimini desteklemektedir.
Üzümün güçlü antioksidan özelliği E vitamininden 50 kat , C vitamininden ise 30 kat daha fazladır.
Aynı zamanda ENONT’ın antioksidan özelliğiyle , proinflamatuar aracıların üretimini azaltarak beyin hücrelerini koruduğu bilimsel olarak Çapa Tıp Fakültesi Sinirbilim bölümünde yapılan çalışmayla araştırılmaktadır. (Çalışmalar devam etmektedir)
ENOANT VE KEMOTERAPİ
Kemoterapi ve Radyoterapi kanser tedavisinde kullanılan vücuda ciddi zarar veren ancak kanserde alternatifi olmayan tedavi şeklidir
Kemoterapi ilaçları kanser hücrelerini hedef alırken normal hücrelere de zarar vermektedir.
Kemoterapi tedavisi sırasında zarar gören hücrelerin başında ;
1-Kemik İliği( Bu Nedenle Kan Değerleri Düşer)
2-Saç Hücreleri( Saçlar Dökülür)
3-Sindirim Sitemi Hücreleri gelmektedir
Doktorların Kemoterapi Sırasında Özellikle Bitkisel Ürün Kullanmamalarının Nedeni;
-Kullanılan Ürünün (Isırgan , Aloe Vera....) kanser önleyici olurken
karaciğer enzimlerini bozması
-Normal hücreleri koruyan bir bitkisel tedavi iken kanserli hücreleri de koruması
-Özellikle kemik iliğinin baskılanarak çalışmasının engellemesi
vb gibi yan etkiler nedeniyle zaten zor olan kemoterapinin daha da içinden çıkılmaz bir hal almasını engellemek amacıyladır.
Üzüm Bu Açıdan Mükemmel Bir Meyvedir.
Ancak Her Üzüm Değil.
Enoant Yaklaşık Olarak 26 Kilo Üzüme Eşdeğer Cabarnet Sauvignon Cinsi Üzümlerden (Ukraynada Yetişen) Elde Edilmiş Bir Gıda Takviyesidir. İçeriğinde Hiçbir Katkı Maddesi Yoktur.
Kemoterapi Sırasında Enoant Kullanmanın Avantajları;
1- Cabarnet Sauvignon cinsi siyah üzümler ılıman iklim üzümüdür. Cabarnet Sauvignon cinsi siyah üzümler soğuk hava ve mantar enfeksiyonlarına maruz bırakılırsa kendini korumak için resveratrol adlı maddeyi yoğun olarak salgılar.
Bu madde de insan fizyolojisi üzerinde şu etkilere sahiptir:
-Kanser önleyici ajan olarak literatürlere geçmektedir
-Çok Kuvvetli Bir Antioksidandır.
-Kemik İliğini Koruyan Ve Çalıştıran Ender Maddelerden Biridir.
2-Siyah üzüm halk arasında kan yapıcı ve karaciğeri koruyucu olarak bilinir.
antioksidan aktivitesiyle karaciğer korunur.
3- Siyah üzümün içeriğindeki etken maddeler vücutta birikmez suyla parçalanıp atılır , zehir (toksik) etkisi göstermez.
ENOANT KULLANIM ŞEKLİ;
Kullanacak kişinin her bir kilo ağırlığı için 0,25-0,5 ml olmalıdır. (Pratik kullanımda yetişkinler için 1-2 yemek kaşığı, çocuklar için 1-2 tatlı kaşığına denktir) Bu miktar öğünlere eşit olarak bölünerek 1/5 - 1/10 oranında suyla veya meyve suyuyla karıştırılarak yemeklerden yarım saat önce alınmalıdır.Açıldıktan sonra buzdolabında saklanmalıdır.
Enoant
Kanser ve Resveratrol :
Resveratrol ile ilgili araştırmaların yoğunlaştığı alan (en çok dinamik etkiye sahip olanı )kanserle ilgili olanlarıdır. Güvenilir pek çok kanıtın desteğiyle kanserin pek çok safhasında durdurucu ve engelleyici özelliği ile 1.dereceden doğal tedavi sağlamaktadır Resveratrol sadece kanser önleyici değil, ek tedavi olarak da önerilmektedir(31-33). Resveratrol hakkında ki son bilgiler resveratrolün eşsiz bir hücre yok etme sistemine sahip olduğunu göstermiştir. Tümör baskılayıcı gen p53 olsa da olmasa da kanser hücrelerini öldürmektedir(34).
Resveratrolün kanserin başlangıç, ilerleme ve gelişim dönemlerine nasıl etki ettiği araştırılmıştır. Tümör başlangıcına etkisi hayvan modellerinde antimutajen ve serbest radikalleri inhibe etmesi ile antioksidan özelliğinden kaynaklanmaktadır(4). Cox-1 'in inhibisyonu ile tümör ilerleme aktivitesini azalttığı gözlenmektedir(4,14,15). Bu enzim proinflamatuar madde olan araşidonik asitten değişerek oluşan bir maddedir ve tümör gelişimini uyarır(3). Resveratrol 100 microgram/ml cox -1 enzimini %98 oranında inhibe etmektedir(25). Gelişimle ilgili çalışmalar göstermektedir ki insan promyelotik lösemi hücrelerinin diferentiationunu teşvik etmektedir(4) ve ribonükleotid redüktazı inhibe etmektedir. Çoğalan hücrelerde DNA sentezi için bir enzime ihtiyaç vardır(15). Resveratrol'ün kan-forming hücrelerine karşı minimum toksik etkisi anti-kanser potansiyalini cazip kılmasıyla karakterizedir(14).
Kemik iliği nakline uğrayan hastalarda hastalarda resveratrol tümör hücrelerini temizleyerek nüksetme oranını azaltmaktadır.hemopoetik sistemde resveratrolün inhibitör etkii kısmen dönüşümlü, oysa lösemi hücrelerinde dönüşümsüzdür.
Resveratrolün son araştırmalarda antioksidan ve kemopreventive etkisiyle fare 32Dp210,L1210) ve insandaki(u937,HL-60) lösemi hücrelerinde ki proliferasyonu inhibe ettiği gösterilmiştir.(86)
Resveratrol faz ıı ilaç metaboliti olan enzim Quinon Redüktaz seviyesini arttırarak etki etmektedir(16). Resveratrol bazı genlerin değişerek zararlı hale gelmesine neden olan aryl hydrokarbon resptörünün antagonistidir. Kanser oluşumuna neden olan pek çok madde örneğin sigara ve dioxin aryl hydrokarbon reseptörünü aktive ederek yeni ve zararlı genlerin oluşmasına neden olmaktadır. Resveratrol doğal mekenizma ile bu maddeyi inaktive etmektedir(17). Araştırmacılar, ''resveratrol''ün farklı türlerdeki tümörlerde bulunan CYP1B1 adlı bir enzim tarafından işleme tabi tutulduğunu ve bu işlem sonucu molekülün ''piceatannol'' adlı antikanserojen bir maddeye dönüştüğünü saptadılar(19).
Akciğer Kanseri :
Resveratrol kanser önleyebilen ajan olarak üzümler ve diğer yiyeceklerde bulunan phytoalexindir. İn vitro bu bileşiklerin 3 akciğer kanser hücresinde (a549, ebc-1, lu65) apoptosise neden olması ve proliferationdaki etkileri gözden geçirilerek araştırılılmıştır. Resveratrol 5-10 microM konsantrasyonları arasında %50 oranında bu hücrelerin gelişimini inhibe etmektedir. Akciğer kanserine karşı gerekli kemoterapötik ajan olan paclitaxel ile resveratrol/ün bu hücrelerde ki kombine etkileri incelenmiştir. Resveratrol paclitaxelin sonradan ortaya çıkan antiproliferatif etkisini arttırmıştır(10 microM, 3 gün). Resveratrol ve paclitaxelin ebc-1 hücrelerinde p21waf1, p27kip1, e-cadherin, ve egfr nin seviyelerini gözden geçirilmiştir (resveratrol 10 microM dozunda 3 gün) Resveratrol paclitaxelden önce aşağı yukarı 4kat daha süratli p21waf1 hücrelerini indüklediği gözlenmiştir. Sonuçlar resveratrol ile paclitaxelin akciğer kanseri hücrelerindeki alçaltıcı etkisinden dolayı resveratrol'ün akciğer kanserinin alternatif tedavisi olabileceğini öne sürmektedir(20) .
Astım ve Kronik Bronşit :
Akciğerlerde hastalıklara yol açan kimyasalların miktarlarını düşürebilmektedir. Özellikle çocuklarda kronik bronşitte barsaklarda ki disbakteriosisin tedavisinde ENOANT oldukça etkilidir(40). Üzüm ve üzüm bileşenlerinin en önemli özelliği barsaklarda ki bakteri oranını dengeleyerek disbakterioz oluşumunu engellemektedir. Disbakterioz kronik bronşit olan hastalar da oldukça önemlidir. Kırım tıp üniversitesinde kronik bronşit patalojisi olan çocukların %63' ünde barsak disbakteriozu vardı. Barsak bakteri parametreleri ve vücudun bağışıklık sistemi arasında önemli bir bağlantı vardır. ENOANT'ın barsak bakteriosusuna etkisi 3 sebepten ileri gelmektedir.
1.si aktif asitliği ph:3,5 tur. Patojen mikroorganizmalar Ph 4,5' un altına düştüğünde üremeleri durur.
2.si ENOANT gastrin ve klorhidrojen asidi salgılanmasını stimüle eder, albümin hidrolizini arttırır.
3.sü de lipit peroksidasyonunu engeller.
OLİGOMERİKPROANTHOCYANİDİNLER(OPCs)
Bu bileşikler Flavanoidlerden polyphenolik bileşiklerin spesifik grubunun parçasıdır. Flavanoidler ayrıca subgrup ile de katagorize edilirler. Proanthocyanidinler bitki tanninlerinin 2 ana grubu sınıfından yoğunlaşmış tanninler grubuna aittir. Proanthocyanidinler flavon 3 ol ((+)cateşin ve(- ) epikateşin ünitesinden oluşan yüksek molekül ağırlığında polimerlerdir. Oxidative yoğunlaşma heterocylic karbon C-4 ve C-6 veya A ve B zincirlerine bağlanan karbon C-8 arasında meydana gelmektedir.(47) Procyanidin B1-B4, C4-C8 bağlantısı ile karakterizdir ve en yaygın bağdır, genellikle yerine geçen C4-C6 ile bağlantılı isomerlerle işbirliği yapar.(41)
1990 yılında Londra 'da düzenlenen biokteknolojide ''serbest radikaller ve hekimlik sempozyumun''da gallik asit vasıtasıyla esterleşen (-)- epikateşin ve procyanidin B2 nin serbest radikallerin vücuttan atılmasını arttırdığını göstermiştir. Bunun yanında C4-C8 zincirine sahip olanların C4-C6 halkasına sahip olanlara göre daha iyi serbest radikal temizleyici olduğu ortaya çıkarılmış ve bu gallate esterleri sadece üzüm çekirdeği ekstresinde bulunmuştur. OPCs içeren üzüm çekirdeği ekstresi (+)-catechin ve (-)-epicatechin in dimer ve trimerlerini teşkil etmektedir.(41-42). Procyanidin dimerleri B1,B2,B3,B4,B5,B6,B7,B8 procyanidinlerinden oluşmaktadır. Bu altı trimer procyanidinler C1 ve C2 procyanidinleri içermektedir. Bunun yanında galloyl procyanidinler dimerik procyanidinlerin gallate esterleri olan ve serbest halde bulunan gallik asit içerir.
Enoant
Kardiovasküler Etkileri :
Hayvan deneyleri, epidemiyolojikal ve invitro çalışmalar Resveratrol'ün yüksek konsantrasyonlar da alındığında kardiovasküler hastalıkları ve kanser riskini azalttığını göstermektedir.. Bu etki yoğun oranda antioksidan aktivitesinden kaynaklansa da çeşitli biolojik ve kimyasal mekanizmalarla harekete geçirmektedir. Resveratrolün yüksek antioksidan kapasitesi çeşitli araştırmacılar tarafından kanıtlanmıştır(5-8).
Resveratrol aynı zamanda yüksek kolesterolü düşüren nadir maddelerden biridir. Günümüzde beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak yağ bakımından zengin beslenme düşük densiteli lipoprotein LDL nin okside olmasına neden olmaktadır. Resveratrol bu kolesterolün oksidasyonun inhibe ederek hücreleri korumaktadır(5,7).
Trombosit agregasyonunu azaltarak ateroskleroza karşı koruma sağlamaktadır(2,7). Çok yakın zamana kadar vitamin E (vit E) oksidasyonu önlemek amacıyla kullanılmaktaydı. Ancak vit E nin inhibe ettiği serbest radikaller insanı kaygılandıran türden değildir. Araştırmalar bütün serbest radikal türlerine karşı en iyi etkiyi resveratrolün yaptığını göstermektedir. Resveratrol serbest radikallerin arterlerde meydana getirdiği zararı en iyi derecede ortadan kaldırmaktadır.(9)
Resveratrol damarlardaki nitrik oxid sentezini artırmaktadır. Nitrik oxid damarların genişlemesine yardımcı olarak kan akımının rahatlamasını sağlamaktadır(11-13). Resveratrolün fitoöstrojenik etkilerinin de kardioprotektive olduğu önerilmektedir.(10)
Enoant
Prostat Kanseri :
Resveratrol prostat kanseri hücrelerinde androjenleri bloke etmektedir. Güncel çalışmalarda Lncap tümör hücrelerinde androjen reseptörlerinin fonksiyonlarını ve expressionunu inhibe etmektedir(18).
Enoant
Mide Kanseri :
Resveratrol midede ülser, gastrit ve kanser gelişimine neden olan helicobacter pylorinin gelişimi ve büyümesini inhibe etmektedir. İnvitro ortamdaki helicobakter pylori soylarının CagA+ büyümesini inhibe etmektedir(36).
Enoant
Kemik Kanseri :
Avusturyada yapılan araştırmalar kemikteki kanser hücrelerinin metestazını resveratrol'ün bloke etme yeteneğinde olduğunu ayrıntılı biçimde göstermektedir(21).