Ürün Açıklaması
İÇERİK: Mayasıl Otu, At Kestanesi, Yavşan Otu, Çıban Otu.
KULLANIM ŞEKLİ :Yemeklerden 30 dakika önce günde 3 defa ikişer kapsül bol su ile alınmalıdır
* Toplam 180 kapsül (1 aylık tedavi)
ANAL FİSSÜR
Anal fissür; anüs çıkışındaki mukozanın ; arka kenardan çatlaması veya yırtılmasıdır. İlk bir aylık dönemdeki yırtıklara akut anal fissür, daha uzun süreli olanlara ise kronik anal fissür denir. Anal fissürün başlıca sebepleri kabızlık, doğum sırasında veya doğumdan sonraki ilk bir iki gündeki tuvalete çıkışta zorlanılmasıdır. Ülseratif kolit gibi enflamatuar barsak hastalıkları gibi kronik hastalıklarda da anal fissü oluşabilir. Anal bölge ağrıya karşı son derece duyarlıdır.Bu bölgedeki herhangi bir küçücük bir çatlak, ciddi bir ağrıya, o da anal kaslarda kasılmaya , kan dolaşımının bozulmasına ( iskemiye) yol açar. İskemi halinde ağrı çok daha artar ve bölgenin bozulur , iyileşme gecikir , hatta daha da kötüleşir.Genelde fissür nükseder.(tekrarlar.) Bunun nedeni anal kanalı saran ve destek veren dış kas demetlerinin doğuştan zayıf olmasıdır.
Anal fissürün başlıca belirtileri, dışkılama anında ve özellikle sonrasında oluşan şiddetli ağrı ve özellikle akut fissürlerde tuvalet kağıdına bulaşan kan ve bazen kaşıntıdır. Olay 20-30 gün devam ederse , yara daha da derinleşir , ağrı ve kaşıntı artar ; yani artık kronik anal fissür gelişir . Ağrılar özellikle dışkılamadan sonra artar ve saatlerce , hatta gün boyu sürer , dayanılmaz olur .İyice kronikleşmiş fissürlerde bazen iltihabi veya pis kokulu sarı akıntı da olabilir. Bunun sebebi fissür yarasının derinleşmesidir ve bir perianal fistül oluşturmasıdır.
En iyi tedbir kabızlıktan korunmaktır .Kadınlardaki anal fissür, genellikle doğum sırasında veya doğumdan sonraki ilk günlerde oluşan kabızlıkla ilgilidir.Bol sıvı tüketilmeli,lifli gıdalarla beslenilmeli, egzersiz yapılmalıdır.fisür oluşmuşsa ılık su oturma banyoları ile hastanın rahatlatılması sağlanmalıdır.
MAYASIL OTU
Ballıbabagiller familyasındandır. Anayurdu bilinmeyen ve ılıman bölgeler ile Türkiye'de yetişen Ajuga cinsi bitkilerin birkaç türü bulunmaktadır. En fazla 30 cm. kadar boylanabilen mayasıl otu çok yıllık dayanıklı otsu bitkidir. Koyu yeşil belirgin damarlı ve oval biçimli yaprakları hep yeşil bitkilerinki gibi neredeyse tüm yıl boyunca canlı kalır. Beyaz alacalı, bronz yeşil ya da morumsu yeşil yaprakları olan mayasıl otu çeşitleri de görülür. Bitkinin bu yapraklarının arasında uzayan sürgünlerinin ucunda, ilkbahar sonu ile yaz başları arasında piramit yapısı benzeri başaklar oluşturarak açan çiçekleri mavi veya mor renkli olur. Pembe ya da beyaz renkte çiçek açan mayasıl otu bitkilerine de rastlanır. mayasıl otu bitkisi çevresindeki alan uygunsa hemen etrafına yayılarak gelişir. Bu nedenle bahçelerde çimen ekilemeyen alanlar için; sözgelişi ağaç, ağaççık, çalı ve diğer süs bitkilerinin altında, toprağın yüzeyini kaplayıp örtmede pek yararlı olur. İltihap giderici ve antibakteriyel özelliklere sahiptir. Ayrıca ateş düşürücü ve ağrı giderici etkileri de vardır.
AT KESTANESİ ( Aesculus Hippocastanum)
Avrupa Anadolu, Orta ve Güney Asya ülkelerinde yabani olarak bulunmakta ayrıca park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. 15-20 metre yüksekliğinde, kalın gövdeli, baharda beyaz çiçekler açan, üzeri dikenli yeşil meyvalı bir ağaçtır .Ağaç, gövdesinin kabukları, yaprakları, çiçekleri ve tohumları kurutulup, kullanılacağı zaman suyla kaynatmak suretiyle tüketilir.Kabuklar genç dallarından alınmalıve tohumlar ekim ayında tamamen olgunlaştıktan sonra toplanmalıdır. Bileşiminde, Acı madde, tanen, saponinler, aesculin ve aescın denilen 2 glikozid mevcuttur. Tohumda bunlara ek olarak nişasta, şekerler ve yağ da bulunur. At kestanesinin en önemli etkilerinden biri,özellikle toplardamarların tonusünü arttırarak onları daraltır ve kılcal damarlardaki porları (delikleri) küçülterek dokulara sıvı geçişini engeller.Bu etkiler sayesinde toplar damar genişlemesi olan varis ve hemoroidlerin tedavisinde kullanılır.