GENÇLİK ENERJİ VE ZİNDELİK HAZİNESİ TABİATIN MUCİZELERİNDEN SEDİRYA ÇAM FISTIĞI YAĞI HASTALIKLARA KARŞI VUCUDUN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR.
Çok görkemli bir ağaç olan Sibirya Sediri (Pinus Sibirica) 30-45 m. boylarında 1-1.5 m. çapında, ortalama ömrü 550 yılı bulan ve çok yavaş büyüyen bir çam ağacı türüdür.
pla Çam Fıstık Yağı'nın elde edildiği ağaçlar Sibirya'da "tüm ağaçların çarı" olarak adlandırılmaktadır. Yağın elde edildiği fıstık ve tohumunun bulunduğu kozalak Sibirya soğuklarında üç yılda oluşmaktadır.
Uzun süren yaşamları boyunca üzerlerinde biriktirdikleri kozmik enerjileri nedeniyle tarih boyunca insanlar sedir ağaçlarını dini ve mistik güçlerle tanımlamışlardır...
Yağlar çağımızda birçok hastalığın nedeni sayıldığı gibi aynı zamanda da koruyucu ve tedavi edici özelliklere sahiplerdir. Özellikle doymuş yağlar kolestrolü...
pla Çam Fıstık Yağı, en zengin natural antioksidan kaynaklarından birisidir. İçeriğinde bulundurduğu büyük oranda doymamış yağ asitleriyle birlikte aynı zamanda çok zengin vitamin ve mineral deposudur.
Pla Çam Fıstık Yağı'nda alpha-tocopherol (E vitamini), caroten (A Vitamini), çinko, manganez, bakır, demirin yanı sıra çok zengin K Vitamini, P Vitamini, B Vitamini, selenyum, fosfor bulunmaktadır. Bu nitelikleriyle birçok ülkede (ABD, Japonya, Kore, Rusya, İsveç, Almanya) benzer ürünler arasında çok rağbet görmektedir.
ANTİOKSİDAN ÖZELLİKLERİ
pla çam fıstık yağı en zengin natural antioksidan kaynaklarından birisidir. İçeriğinde bulundurduğu büyük oranda doymamış yağ asitleriyle birlikte aynı zamanda çok zengin vitamin ve mineral deposudur.
pla çam fıstık yağı'nda alpha-tocopherol (E vitamini), caroten (Vitamin A), çinko, manganez, bakır, demirin yanı sıra çok zengin K vitamini, P vitamini, B vitamini, selenyum, fosfor bulunmaktadır. Bu nitelikleriyle birçok ülkede (ABD, Japonya, Kore, Rusya, İsveç, Almanya) benzer ürünler arasında çok fazla rağbet görmektedir.
Yaşamımızın kaynağı olan oksijen aynı zamanda yaşamımızın paradoksudur. Besinlerden enerji üretebilmek için oksijene ihtiyacımız vardır ama çok az bir oranda da olsa (%3-5) kullanılan oksijenin bir kısmı biyolojik yapımıza zararlı olan serbest radikallerin oluşmasına neden olmaktadır.
Metabolizma bozukluğuna bağlı nedenler ve olumsuz dış etkenler de (sigara ve alkol kullanımı, kirli hava, ilaç kullanımı, radyasyon, enfeksiyonlar vb.) serbest radikal oluşumuna neden olurlar.
Hücrelere zarar veren nitelikleriyle serbest radikaller, dokulara zarar vermekte, oksidatif etkiye uğrayan kan hücreleri beyne giden kan ve oksijenin azalmasına ve beyin hücrelerinin zarar görmesine yol açmaktadır.
Serbest radikaller açıkta kaldıklarında kan damarlarının duvarlarında oksitlenerek yağ hücreleri oluşturur ve damar tıkanıklığına neden olurlar.
E ve A vitaminleri bilinen en değerli antioksidan özelliklere sahip vitaminlerdir. Serbest radikallere adeta savaş açarlar. Bu vitaminler damarlarımızın tıkanmasını ve hücrelerin bozulmasını engeller, hücre çeperini yeniler.
Antioksidanlar kullanılmadığında, hücrelerin genetik kodunu içeren DNA yapısının bozulmasına ve erken ölüme yol açan serbest radikaller yaşlanmayı hızlandırmakta, bedenimizin temel işlevlerini yerine getirmesini engellemektedir. (Görme ve işitmede kayıp, cilt kırışması, cinsel güçte azalma ve isteksizlik, saç dökülmesi vb.)
Gelişen teknolojiye bağlı olarak hızlanan yaşam sürecimizde sağlıklı kalmak için birçok vitamini ve antioksidan özelliği bulunan ürünleri kapsül veya başka formatlarda tüketmekteyiz.
İnsanlardan, fabrikalardan, zirai ve çevresel atıklardan uzak Sibirya ormanlarından ilkel ve dolayısıyla doğal yöntemlerle alınan pla çam fıstık yağı'nı günde bir tatlı kaşığı almakla, günlük vitamin, mineral ve antioksidan ihtiyacımızı karşılamış oluruz.
SEDİR YAĞI
İnsanoğlunun tarih sahnesine çıktığı günlerden bu yana, dünyanın değişik bölgelerinde, sedir ağacına dini ve mistik bir anlam yüklenmiştir. Hz. Süleyman, Ortadoğu (Lübnan) sedirine evinin ve mabedinin yapımında özel önem atfeder ve tercih ederdi. Atlantik Sediri (Cedrus Atlantica) Druidler için kutsal bir ağaçtı. Sürekli yanan Zerdüşt'ün ateşini sağlayan, sedir ağacı reçinesiydi. Kuzey Amerika'da kırmızı sedir ağacı (Juniperus Virginiana) yerliler için mukaddes bir ağaçtı. Rusya'da keşişler manastırların bulunduğu yerlere kutsal saydıkları Sibirya Sediri (Pinus Sibirica) dikmekte, kozalaklarını ve tohumlarını diğer keşişler vasıtasıyla başka yerlere dikilebilmesi için dağıtırlardı. Halk bu ulu ağaçların kozmik bir enerji biriktirdiğine ve bu enerjiyi etrafına dağıttığına inanmaktaydı. Onun için bu ağaçlara "ses veren sedirler" denmektedir. Sibirya aynı zamanda dünyanın en büyük ormanına ve en zengin bitki örtüsüne sahiptir. Bunların içerisinde şüphesiz en büyük yer çam ormanlarına aittir.
Sibirya Sediri son derece görkemli bir ağaçtır, 30-45 metre boyunda, 1.5-2 metre çapında, ortalama ömrü 500 yılın üzerinde ve çok yavaş büyüyen bir doğa harikasıdır. Bu yazıda ele alacağımız "Sibirya Cedar Oil"in elde edildiği kozalaklar ise ağaçların en üst kısımlarında (son 1.5 metrede) yetişirler. Ağaçlar -40° derecelerde üç yılda oluşturdukları olağanüstü değerli tohumlarını adeta başlarının üstünde taşımaktadırlar.
"Hastalık teşhisinin ne olduğu hiç önemli değil, sedir yağı mutlaka iyi gelir." Sibirya halkı böyle söylüyor "Doktor" veya "Ağaçların Çarı" dediği sedir yağı için. Binlerce yıldan beri fıstıkların yağı çıkarılıyor ve kullanılıyor. Bölge yaşayanları çok haksız da sayılmazlar, 90-100 yaşına gelmiş insanlar halâ kendilerinde odun kesecek enerjiyi bulabiliyorlar. Dünya güreşinin efsane ismi Alexander Karelin bu bölgenin insanıdır. Yaşayanların ciltleri dünyanın başka bir yerinde görülmeyecek kadar pürüzsüz, parlak ve güzeldir.
En son modern bilimsel araştırmalar, Sibirya halkının yağlarına atfettikleri üstün değeri doğrular görünümdedir. (pla çam fıstık yağı). Sibirya Sedir Ağacı vücudun gerekli vitaminleri, faydalı yağları, amino asitleri, makro ve mikro elementleri, yağda çözümlenen vitamin ve antioksidanları bünyesinde bulundurmaktadır.
GLA EN YÜKSEK ORANDA pla ÇAM FISTIK YAĞI'NDA BULUNUR.
pla çam fıstık yağı'nda, Gamma Linolenik Asit olarak da bilinen pinolenic asit (GLA-PLA) (2) %20-27 oranında bulunurken, Linoleic Acid (OMEGA-6) %40-47 aralığında bulunmaktadır. GLA kaynakları, çuha çiçeği yağı, siyah frenk üzümü çekirdeği yağı, hodan yağıdır. pla çam fıstık yağı, bilinen en zengin natural antioksidan kaynaklarından biridir. pla çam fıstık yağı'nda; Alpha Tocopherol (E vitamini), Caroten (Vitamin A), çinko, manganez, bakır, demirin yanı sıra çok zengin K vitamini, P vitamini, B vitamini, selenyum, fosfor bulunmaktadır.
Yazan: Dr. Murat BAŞ
SERBEST RADİKAL TEORİSİ
En çok kabul gören ve incelenen teoridir. Bu teori, yaşlanmaya serbest radikallerin sebep olduğunu savunmaktadır. Bu kimyasallar oksijen kullanan tüm insanlarda doğal olarak oluşmaktadır. Vücut hücreleri içinde oluşarak, hücre zarını, hayati proteinleri, yağları ve genetik yapımızı (DNA) hasara uğratırlar. (Serbest radikal: en dış elektron zarfında bir elektron kaybetmiş ve dolayısıyla bu elektron açığını kapatabilmek için başka atomların elektronlarını paylaşmaya çalışan atomlardır. Serbest radikal yaratan kaynaklar, radyasyon, virüsler, güneş ışınlarının bir kısmı olan ultraviole ışınları, hava kirliliği yaratan fosil kökenli yakıtların yanma sonundaki ürünleri, sigara dumanı, enfeksiyon, stres, yağ metabolizması sonunda çıkan ürünler gibi hücre metabolizmasının toksik ürünleri, bazı tahrip edici kimyasallar, haşere kontrol ilaçları vb.dir. Serbest radikaller etkilediği maddenin normal görev yapmasını engeller ve hasar meydana getirir.)
Besinlerden enerji üretmek için oksijen gereklidir ama çok az bir oranda da olsa (%3-5) kullanılan oksijenin bir kısmı biyolojik yapımıza zararlı olan serbest radikallerin oluşmasına neden olmaktadır. Serbest radikaller doğduğumuz günden itibaren metabolizmamızla birlikte hücrelerimizde oluşmaya başlamaktadır. Metabolizmamızdan kaynaklananların yanında olumsuz dış etkenler de (sigara, kirli hava, radyasyon vb.) radikal oluşumuna neden olurlar, oluşan bu radikaller "oksidatif hücre hasarı" dediğimiz zararlı etkileri meydana getirirler.
Doğal olarak vücudun "antioksidanlar" dediğimiz savunma sistemleri gelişmiştir ve sürekli olarak bu radikallerin oksidan etkilerini önlemeye çalışırlar. Sağlıklı insanlarda, antioksidan sistem dokuları yeterli düzeyde serbest radikal hasarına karşı korur. Dengenin bozulması (hastalık, beslenme bozukluğu...), antioksidan sistemde yetersizliğe neden olur ve yeterli koruma sağlayamaz.
Vücudumuz doğal metabolizmamız esnasında da oluşan, dışarıdan da alabildiğimiz bu hasar yapıcı maddelere (serbest radikallere) karşı kendisini koruyabilmek için "antioksidanlar" olarak tanımlanan yapıları kullanır, bu sayede serbest radikal hasarının çoğunu bloke eder. Bazı antioksidanlar (SOD, GSH, katalaz) vücut tarafından üretilir, bazıları da (Vitamin A, C, E) besinlerle dışarıdan alınır. Bu teoriye göre, vücudumuzda oksidanlar ve antioksidanlar arasında bir denge söz konusudur, yaşla birlikte bu denge hasar yapıcıların lehine değişmekte ve vücut sistemimiz hasara uğramaktadır.
Bu teoriye göre bazı uzmanlar yaşam süresini uzatmak için, antioksidan maddeleri dışarıdan fazla miktarda almanın faydalı olabileceğini düşünmektedirler. Doğal olarak, vücudun ihtiyacı olan antioksidanlar farklı besin maddelerinin dengeli olarak alınmasıyla karşılanabilir.
Bu teoriye göre, yaşam boyu sürekli serbest radikallere maruziyet sonucunda hücre hasarı oluşmakta, hücrelerin büyüme, gelişme ve farklılaşma fonksiyonlarında bozulma, kanser, ateroskleroz gibi hastalıklar veya ölüm olmaktadır. Serbest radikaller DNA hasar teorisinde belirtilen hasarın en önemli nedenidir.
Tüm bu sonuçlar vücudun antioksidan sisteminin çok önemli olduğunu ve yeterli düzeyde tutulması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Yazar: MANEB Akademisi, Prof. Litvntsev Aleksandr Nikolayevich, Tıbbi Bilimler Doktoru